enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,2006
EURO
34,8382
ALTIN
2.415,76
BIST
10.792,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
23°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
24°C
DİKEY REKLAM
DİKEY REKLAM

Bir Zamanlar Serisi -1- NECATİ ÖNEY -Siyah Deri Pardösülü Adam-

07.05.2020
169
A+
A-

1979 yılında “siyah deri pardösülü bir adam” Silivrispor Kulübü’ne ayak bastı. O günlerde kimse farkında değildi, oysa futbolun içinden benzersiz bir ilham kaynağı doğuyordu. Başarı, liderlik, istikrar kavramlarını açıklamanın en basit haline dönüşecekti.
Necati Öney Silivrispor Genç Takımı’ nı kurarak antrenörlük görevini üstlenmişti ve o andan itibaren İstanbul’ un en iddialı takımları başlarına neler geleceğinden habersizdi.
O, ne istediğini ve ne yapacağını biliyordu, fikirleri netti, onu dinlersek başarabileceğimize inanmıştık. Belli bir sistemi vardı, ancak yine de bizi özgür bırakır yeteneklerimizi sergilememize izin verir, devamlı teşvik ederdi. Doğru bir takım oluşturmak için çok çalıştı. (Başkan Ahmet Dağlı ve Sabahattin Öpçin, İbrahim Kara, Gürol Kartal, Camcı Halil gibi yöneticiler de her zaman yanındaydı.) Köylerdeki en iyi oyuncuları bulup aramıza dahil etti. Bizlerin güvenini kısa sürede kazanırken, kendi özgüvenini ve inancını bizlere aşılamayı başardı. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Hocaları için varını yoğunu ortaya koyacak “adamlardan” kurulu bir “yenilmez armada” yarattı: Silivrispor Genç Takımı…
O yıllarda zenginler değil, mücadele edenler kazanıyordu. Eh, biz de hiç fena mücadele etmiyordu yani! Üç yıl üstüste gençler ligi şampiyonu olduk. Bileğimizi kimse bükemiyordu. İstanbul’ un en iddialı takımları, “nereden çıktı bu takım?” diye birbirlerine soruyorlardı. Unutamadığım bir maçta, şampiyonluğun en güçlü adayı G. O. Paşa Takımı, güle oynaya geldiği Vefa Stadından kalesinde on gol görüp (10-2 yenmiştik ve o sezon başka mağlubiyet almadan ligi ikinci sırada tamamladılar.) tarihi hezimetle semtin yolunu tutuyorlardı.
Kendisiyle ilk öğretmenevinin önünde ayaküstü konuşmuştuk. Projelerinden bahsetti ve, “Seni de takımda görmek istiyorum” dedi. (Galiba yanımda Muzaffer Eren, Mustafa Ayata ve Niyazi Maşalacı da vardı!) teklif onlar için de geçerliydi. Onunla tanıştığımız 1979 yılı, ben ve arkadaşlarım ne kadar şanslı olduğumuzun farkında değildik.
Antrenmanlarda o kadar çok koşuyorduk ki, lig maçlarında (çoğunlukla galip geldiğimizden) doksan dakika hiç bitmesin istiyorduk.
Tekirdağ da görev yaptığı okulda işi biter bitmez otobüse atlayıp Silivri’ ye dönüyor, antrenman sahasına en yakın yerde inip (üzerinde, dizlerine kadar inen siyah deri pardösüsü ile) sahada bizi bekliyordu.
Haftada iki ya da üç gün yeteneklerimize yeni tohumlar ekiyor ve sık sık (uyararak) sulamayı da ihmal etmiyordu.
Takım üzerindeki otoritesi ve disiplini tartışılmazdı. İstediği şey doğru yapılana kadar tekrar tekrar göstermekten hiç bıkmazdı. Ağzından bir kez olsun kötü bir söz çıktığını duymadım. O, sadece iyi bir futbol adamı değil, harika bir insan ve örnek alınacak liderdi.
Spor camiasının hep konuştuğu şeyi, o yıllar önce gerçekleştirmişti ama kimin umurundaydaydı ki! Oysa başardığı şey çok basitti: Civardaki yetenekli gençleri keşfedip Silivrispor çatısı altında toplamış, birbirini seven ve kollayan bir “Aile” oluşturmuştu. Bilgili bir barmenin kendine has yaptığı “enfes bir kokteyl” yapmıştı. Ve Silivrispor’ lu yöneticiler uzun yıllar, sıcak yaz günlerinde (kendilerini terleten yabancı oyunculara karşı) bu kokteylden bir yudum alıp serinleyeceklerdi.
Necati Hoca, (öğretmen olmanın avantajıyla) insan psikolojisinden çok iyi anlayan, analitik düşünebilen, en olumsuz durumlarda “bardağın dolu tarafını görebilen” ve çevresindekilere de gösterebilen oldukça zeki bir adamdı. Bence,
Silivrispor’ un “Alex Ferguson” u olabilirdi ve kesinlikle buna layık “doğru insandı.”
Üzerinden kırk yıl (dile kolay 40 yıl!) geçmesine rağmen beni ciddi ciddi futbola bulaştıran “Siyah Deri Pardösülü Adam” ı hala unutamamışsam, daima özlüyor ve şükranla rahmetle anıyorsam, idealimi gerçekleştirmek için önümde tertemiz bir yol açtığı içindir. Yerleşmiş bir tabuyu yıkıp, “Silivri’ nin gençlerine de güvenilebileceğini” tüm spor camiasına kanıtladığı içindir…

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI