enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
33,0559
EURO
36,0285
ALTIN
2.554,80
BIST
11.152,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
33°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
31°C
DİKEY REKLAM
DİKEY REKLAM

KAPANMA GÜNLERİ -1-

18.03.2020
149
A+
A-

Bundan bir buçuk asır önce insanlığın Tanrı’yı öldürdüğünü ve onun ölümünün oluşturduğu boşluğun insanlık alemini sonsuz acılar içine düşüreceğini dile getiren Nietzsche bugünleri görmüştü. Evet bilginin ışığı yarın, yarından sonra, dahası yüzyıl sonra ne olacağını görmemizi sağlar. Nietzsche haklıydı. Tanrı’sını öldüren insanlık işlevsiz kalacaktı. Öyle oldu… 1. ve 2. Dünya Savaşları Tanrı’sını yitirmiş Avrupalı’nın kendisine yeni ilah olarak seçtiği sanayi ve teknoloji dini için kurbanlar verdiği dönemlerdi. . . . Şark’a yönelik çoğu ironik, hatta mügalata içeren yakınmalarım ne kadar çok takipçimi kırmıştır. Ben de Şark’a kırgınım. Tanrının sadık kulları olduğunu iddia edip Tanrı’dan başka her şeye sadakat gösteren Şark gönlümün uzağında. Özgürlüğü tanımayan Şark niye deva olamadı insanlığa? Neden kalemi ve kitabı unuttu? Neden akla hürmet etmedi? Neden Tanrı’yı ve inancı ucuz bir pazar malzemesi haline getirdi. Neden önce Tanrı’yı sattı. Neden tavizsiz diktatörler üretti. Neden erdem hem eski kitaplarda bir esatir kıssası olarak kaldı. . . . Mesele bu değil… Çok uzun zamandır adaletsizliğe teslim dünyamız. Çok uzun zamandır tesellisiz matemler tutuyor. Çok uzun zamandır güce tapılıyor. Şeytan çok uzun zamandır çekirdeğinden çatlayıp ayrılası bu dünya-i dûn’un orta yerinde Tanrı’ya şah çekiyor. Şehirler yıkılıyor, insanlar vuruluyor, çocuklar ağlatılıyor, kadınlar kuru bir ağacın dalı gibi kırılıyor, yaşlılar terk ediliyor. İnsanlık böylesi bir toplu akıl tutulması yaşamadı şimdiye dek. Ne dünya savaşları, ne atom bombası be o ne bu… Bu sefer bambaşka. Bu sefer acı herkesin gözünün önünde, cebinde, masasının üstünde, başköşesinde. . . . Ne olacaktı… Yaradan reva mı görecekti bunu kulcuklarına. ‘En nasü ıyalullah’ değil mi? Öyle ise bu acıyı, bu adaletsizliği, bu zulmü bir yerden bölmeli değil mi? . . . Deprem, susuz kışlar, karsız kışlar…cehenneme okşar sıcaklıklar… savaş korkusu, gözleri açlıkla, dehşetle, mahrumiyetle derin kuyulara dönmüş göçmen yığınları ile gözleri kör olmuş diğerlerinin düşmanlığı… tokluğun azabını çekenlerle açlığın acısında kıvrananlar… yıllardır bir oduna taptığını fark edip sarsılanlar, savunurken hayasızlaşanlar, makamın küçülttüğü adamlar… derken hastalık… . . . İnsanoğlu… Ey İyalullah… Biz merhamet etmeyi hatırlayacak mıyız? Yoksa bu son sarsıntı içimizden yaşlılarımızı alınca… kendilerini vesile kılıp merhamet dilendiğimiz Tanrımız tavizsiz bir gazap ile mi davranır bize… . . . Nietzsche ! Neler vermezdin sıradan insanın körlüğünü takınmak için gözlerine… . . . Tek bir vücuttur insanlık dediğin. Herhangi bir yerindeki problem vücudun başka yerlerinde de soruna yol açar. Dünyanın bir köşesinde işlenen suç, bir başka yerde savaş, bir başka yerde kıtlık, bir başka yerde susuzluk… Dünyanın bir köşesinde icra edilen iyilik ise bir başka yere yağmur, bir başka yere bolluk, bir başka yere huzur olur. . . . Ben ümidimi kesmeyeceğim insanlıktan… Kendimden de, insanlıktan da ümidimi kesmeyeceğim… Geçecek bu günler. Kapandığımız evlerimizden çıkıp sokakları şenlendireceğiz, selamlaşacağız, birbirimize sarılacağız. Tatile gideceğiz, müzeleri gezeceğiz. Denize gireceğiz, şarkılar söyleyeceğiz. Dans edeceğiz. Bir kızın esmer yüzünde, bir çocuğun gülüşünde, bir yaşlının sakarlığında hayatın albenisini görüp Tanrı’ya teşekkür edeceğiz. Yüzlerce yıllık sütunların altında dualar edeceğiz. Yeniden sanata döneceğiz yüzümüzü. İyiliği anlatan öyküler, güzeli anlatan romanlar, iyinin kazandığı filmler izleyeceğiz. Sevdalanacağız yeniden hayata. Yeniden üreteceğiz. . . . İnsanlığın kalın kitabını okuyanlar bundan yüzlerce yıl sonra… Bu çağı anlatan paragrafın altında bu notu görecekler. ‘Onlar hatalarını anladılar… ‘

Hulusi ÜSTÜN- Araştırmacı-Yazar

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.